Bu Kategoridesiniz : 10 Eylül 2019 Salı 01:48

Bir Belediye Üzerinden Halkı Oyalayıp Gerçekleri Örtülemek

Bir kavgadır bitmedi gitti. Ne İstanbul’muş kardeşim.

Ne eşe-dosta dağıtılan kiralık makam  araçları,

Ne bankamatik çalışanları,

Ne emrinde çalışacağı belediye başkanına karşı “ağzından çıkanı kulağı duymayan”, işi “hadsizliğe, terbiye sorununa” vardıran belediye çalışanları,

Ne 40-50 günlük kayyum döneminde işe alınan ve ardından “ihtiyaç fazlası” olduğundan işten çıkarılanlar,

Ne AK Parti İstanbul Teşkilat Başkanlığının güldüren açıklamaları,

Ne İstanbul Belediye Meclisinde çoğunluğu olan üyelerin “seni çalıştırmayız” havaları,

Ne İç İşleri Bakanı Sn. Süleyman Soylu’nun adabı ve amacı aşan; vatandaşa bile “ne oluyor yahu?” dedirten kelimelerle bezeli eleştirileri,

Ne koca koca siyasi parti liderlerinin ve Cumhurbaşkanımızın, İmamoğlu üzerinden İstanbul’a saplanıp kalmışlığı,

Bitmedi gitti…

Toplum, siyasetçi ve liderlerden çözüm beklerken, siyasilerin “havanda su dövmeyi” tercih etmesi açıklanabilir bir durum değil.

Sorabilirsiniz hep mi “siyasetçiler suçlu?” diye,

Evet, hep siyasetçiler suçlu!

Çünkü halkın refah seviyesini artırmakla sorumlu olanlar onlar,

Çünkü milletin güvenlik seviyesini artırmakla sorumlu olanlar onlar,

Çünkü Türk Milleti için bir tehlike haline gelen, “Suriyeli mültecileri” güvenli kamplar ve alanlarda toplayıp, sağ salim evlerine göndermekle sorumlu olanlar onlar,

Türk Milleti ve Türk Devletinin istikbalini masallarla değil, reel siyasetler üreterek sağlamakla sorumlu olanlar onlar,

Halkın zamlar ve ekonomik zorluklar altında ezilmesinin önüne geçecek politikalar yaratmak sorumluluğu onlarda (halk kötü yönetene oy ve destek vermemekle yükümlüdür, aksi vebal altına girmek; devleti çöküşe sürüklemek değil midir?) .

Bu yukarıda yazılanlar için devlet ve millet şuuru oluşmamış (siyasetçi, iş insanı, vatandaş) bir takım “zevat”, “o iş o kadar kolay değil,” diyebilir.

Böyle “tipler” açısından bu sözler normaldir.

Ancak binlerce yıllık geçmiş ve devlet bilincine sahip Türk Milletinin en küçük bir ferdi için bunlar en doğal ve sıradan taleplerdir.

Gözü gören, kulağı duyan, milletini ve devletini “siyasi lideri ve siyasi partisinden” daha çok sevenlerin; bir süredir ikazını verdiği günleri yaşıyoruz.

Zamlar yağmur gibi yağıyor;

Çay zamlandı,

Şeker zamlandı,

Doğalgaz zamlandı,

Elektrik zamlandı,

Mazot – benzin zamlandı,

LPG zamlandı,

Akaryakıt zamlanınca nakliyesi yapılan tüm ürünler (sebze-meyve) zamlandı,

Yeni araç satışları durdu; çünkü ÖTV zamlandı,

Sendikalar patrondan zam alabilmek için çırpınıyor, hayat pahalılığı altında işçi ezilmesin diye mücadele veriyor…

Hükümet işçisine yüzde dört zam veriyor?

Oysa “yetmiş küsur yaşındaki” Bülent Arınç’ın “iş başı aylığına yapılan zam” kadar işçinin aylığına da zam verilmesini beklerdim ben.

Miktar aynı değil ama en azından gönüller “birmiş” gibi görünürdü…

Geçen gün Sn. Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından Ekrem İmamoğlu’ nu eleştirdi. İstanbul’da ulaşıma ve sair bazı şeylere zam yapılmış. Vatandaşın durumunu “erk sahibine hatırlatmak” iyidir. Lakin…

Devlet Bey doğalgaz, elektrik ve akaryakıt zamlarına değinip; parmağını “hükümetin kör gözüne” de sokaydı daha iyiydi.

***Ekrem İmamoğlu***

Meselenin öte yanında değinilmesi gereken, İmamoğlu’nun ziyaretleri var birde.

Terörle arasına mesafe koymamak, terör ve teröriste yardım ve yataklık etmek suçlamalarıyla bazı belediyelere kayyum atandı.

İşin hukuki kısmı mahkeme kararıdır.

Türk Milleti adına verilmiş bir mahkeme kararının üstüne konuşmak da ne hükümet, ne muhalefet, ne yandaş… kimsenin de haddine değildir. Kararda hata varsa, gidilir bir üst mahkemede düzelttirilir.

Tüm yolların sonunda “mahkeme kararlarında kasıt ve hukuksuzluk” olduğunu ispatlarsanız, buyrun; “Ergenekon ve Balyoz kumpas davalarında” olduğu gibi kol kola bir mücadeleye girelim.

Ama Sn. İmamoğlu’nun yaptığı başka.

Acaba Sn. İmamoğlu kendisine bir “şehit ailesinin”, bir “milliyetçinin” oy vermiş olabileceğini düşünmüyor mu?

Ne hakkınız var içi yananların yangınına benzin dökmeye.

İmamoğlu’nun bu tavır ve ziyaretleri, Sn. Erdoğan’ın kaybettiği oyları geri döndürmekten başka bir işe yaramaz. Her ziyaret Sn. Erdoğan’a “artı” yazar!

Üstüne Devlet Bahçeli’de bu ara kendisini hedefe koydu…

Bu dönem yaptığı siyasi temasları, “siyasetçi maskeli” birileri İmamoğlu’na tavsiye ediyorsa; Ekrem İmamoğlu bunlara “siz siyasetçiyseniz bende süpermen’im,” demiyor mu?

Yazık! Kurulu düzenin devamını isteyenlerin yarınları için müstakbel kariyerini yiyip bitiriyor!

Geçmişe baktıkça günümüz siyasetçilerinin çoğunluğunun çok düşük seviyede, genelinin “niteliksiz” olduğunu görmek zor değil. Safahattan ödün vermeyenlerin dilinden “halk, refah, hak, adalet” kelimeleri eksik olmuyor. Duruma baktığımızda ise “söylediklerinin” mumla arandığını rahatlıkla görebiliyoruz. Toplum çok kolay bir biçimde “cambaza baktırılarak” oyalanırken, yaşam standardımız her geçen gün düşüyor, milli güvenliğimiz tehlike sinyalleri veriyor. Bu günlerde en çok ihtiyacımız olan, bizi “şoka” sokmadan uyandıracak bir şeyler.

Murat-Bayram-1-1

 benzer haberler

Bu rezalete sessiz kalma…  

Bu rezalete sessiz kalma…

Umursamazsanız batarsınız!..  

Umursamazsanız batarsınız!..

Kitaplar, Yazarlar Ve Fuar  

Kitaplar, Yazarlar Ve Fuar