Bu Kategoridesiniz : 08 Ekim 2019 Salı 02:44

Geliyor Yaklaşmakta Olan

Fırat’ın doğusu.

Terör yuvası, katil yatağı, karın ağrısı…

Yurdundan sürülmüş yüzbinlerce masumun vatanı.

Müttefikimiz gibi görünenlerin, bizlere ettiği düşmanlıkları ortaya çıkaran “turnusol” kağıdı.

Oranın mutlaka ki ıslah edilmesi gerekiyor.

Teröristten ve teröristi besleyen, eğitip donatan bir takım devletlerden temizlenmesi gerekiyor.

Bir takım kimselerin “öncelikle, orası Suriye Devleti dikkatinizi çekerim!” şeklinde bir girizgâhla, lafa başlayacağını tahmin edebildiğimden, bir kaç noktaya temas etmek isterim.

Suriye içerisinde kalan ve sınırımızın bitişiğindeki oluşumlar, devletimize düşman oluşumlardır. Bunlar “hayat kaynağı” bir nehrin iki yakasını tutmuştular.

Biz oraları “Fırat’ın doğusu ve Fırat’ın batısı olarak adlandırıyoruz.

Sınırımızın dibinde boylu boyunca yayılan bu katil sürüsünün, Fırat’ın batısında kalan kısmı, Afrin’e kadar (Afrin dahil) temizlendi.

Bu bölgedeki teröristler, Hatay dahil tüm sınır şehirlerimizde halkımızın huzuruna ve canına kast ediyorlardı.

Etkisiz hale getirildiler…

Türkiye Cumhuriyeti şimdi oralarda, sosyal ve ekonomik hayatın normale dönebilmesi için bazı çalışmalar yapıyor.

Bu çalışmalar oralarla sınırlı kalmayacak!

Burada bir parantez açıp, Fırat’ın doğusuna bakalım.

***Fırat’ın Doğusu***

Orada vaziyet, batıya rahmet okutacak durumda.

Terör eylemleri, ülkemize sızıp halkımızın canına kast eden katiller, göçe zorlanan halk, asayişsizlik, devlet otoritesinin yokluğu…

Üstüne sözde müttefiklerin verdiği “tırlar dolusu” mühimmat da cabası.

Tüm bu olumsuzluklar bir araya gelince, Fırat’ın doğusundaki teröristlerin etkisizleştirilmesi ve oraların da ıslahı elzem hale geliyor.

Yani siyasetçiler yapamayınca işimiz yine askerimize kalıyor.

Ordumuz, nokta hedeflere yaptığı başarılı operasyonlar neticesinde, Irak-Suriye sınırı boyunca bu katil güruhunun kaçış ve ikmal yollarını kesecektir (bu operasyonların öncesinde Irak Devleti ile kurulan “işbirliği” köprülerini hatırlamamız gerekir).

“Orada Amerika var, onlar varken operasyon yapılamaz,” diye düşünenlerimiz olabilir ki bu çok mantıklıdır.

İki müttefik karşı karşıya gelmek istemez.

Peki, bu iş nasıl çözülecek?

***Olası Operasyonda Amerika’nın Tavrı Ne Olabilir? ***

Kaçarı yok, biz bu operasyona başlayacağız ama…

“Amerika’nın koyacağı olası tavır ne olur?” sorusunun cevabı için bir kaç yıl geriye ve yine Amerika’nın verdiği silahlara bakmak gerekir.

Amerikan şirketleri, Suriye petrol sahalarında bir kaç yıldır imalat yapıp satıyorlar. Hani şu bir ara teröristlerin de işlettiği kuyulardan bahsediyorum.

Artık bu düzen değişmez. Amerikan şirketleri o sahalardan “petrol suyunu çekene kadar” ya da ABD çökene kadar  çıkmayacaktır.

Petrol endüstrisini bu şekilde ihya eden ABD, “katil” endüstrisini de silah vererek ihya etmek yolunu seçti.

Hepimiz biliyoruz, bilmem kaç yüz tır dolusu silah Amerika tarafından  “Suriye pkk” sı (pyd, ypg vb.) terör örgütü mensuplarına verildi.

Bu silahlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, Türk Askeri ve Polisi’ne doğrultuldu, doğrultuluyor, doğrultulacak…

Üzerinde baskı artan ve alacağını almış olan Amerika muhtemelen Fırat’ın doğusundan askerini çekecektir.

Mevcut durumda “katil sürüsü teröristler” için risk almayacaklardır.

Çünkü “olaylardan fırsat çıkarmak” ve tarafını “olayın sonucuna” göre belirlemek Amerika’nın alışkanlığıdır. ABD eğer bir oyun kuramayacaksa, dönecek oyunun sonuçlarından faydalanacaktır.

Yani,

Amerika bırakıp gidecek ve giderken de peşinden yalvar yakar, salya sümük ağlayan katil sürüsüne “bunca silah verdim, başınızın çaresine bakın, toprak istiyorsanız mücadele edin” diyecektir.

Bunların karşılığında Türkiye, Amerika’nın Suriye’deki “bir kaç menfaatini” görmezden gelecektir ki “almadan vermek” Allah’a mahsustur.

Geldiğimiz noktada görebildiğim, Türkiye’nin bu meseleyi çok mükemmel bir dengede götürdüğüdür.

Rusya’nın, “Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması,” ve İran’ın “Türkiye’nin güvenliği sağlanmalıdır,” açıklamaları bu öngörümün dayanaklarıdır.

Hemen ardından sosyal ve ekonomik hayatın normalleştirilmesi çalışmalarına orada da başlanacaktır.

Peşinden de ülkemizdeki Suriyeli sığınmacıların, yurtlarına geri gönderilmesi için programlar hayata geçirilmelidir.

Yazımı Üstâd Yahya Kemal Beyatlı’nın dizeleri ile bitirmek isterim:

*Şu kopan fırtına Türk Ordusudur yâ Rabbi…

*Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın!..

Murat-Bayram-1-1

 benzer haberler

Nerelerden nerelere geldik, neden mi suriye’deyiz?  

Nerelerden nerelere geldik, neden mi suriye’deyiz?

Neredesiniz din kardeşlerimiz?..  

Neredesiniz din kardeşlerimiz?..

Deprem değil, hırsızlık – soygun öldürüyor!  

Deprem değil, hırsızlık – soygun öldürüyor!