Bu Kategoridesiniz : 28 Mart 2017 Salı 02:11

İşsizlik

“Bu yazıyı yazmam için benden talepte bulunan ve katkı sağlayan eski iş arkadaşım ve kadim dostum Azer GÜL hanımefendiye teşekkürlerimi sunuyorum.”

İşsizliğin kabaca tanımı şu şekildedir: Çalışma zorunluluğu olup, iş aradığı halde iş bulamayan vasıflı – vasıfsız,  özür durumu bulunan – bulunmayan, 18 yaş üstü bireylerin iş aradığı halde iş bulamamasıdır.

Dünya genelinde işsizlik verilerine bakıldığında, ülkemiz ne yazık ki ilk 10’da yer almaktadır.  Ülkemizde kayıtlı işsiz sayısı üç milyon civarındadır. Kayıt dışı istihdam, vergiden kaçınma, vergiden kaçırma, mevsimlik işçiler yani kayıt dışı ekonomi oranı ise %30’lar civarındadır. Gelişmiş ülkeler ve AB ülkeleri arasında bu kayıt dışı istihdam oranı her ne kadar ülkemizdekinden daha fazla olsa da, Türkiye’nin AB adaylığı nedeniyle Avrupa ülkeleri bu oranın aşağı çekilmesi konusunda ülkemizi zorlamaktadırlar.

Güncel önemini hiçbir zaman yitirmeyen,  kanayan yara işsizliğin,  sosyolojik  ve psikolojik etkileri konunun uzmanları tarafından, her yıl farklı bakış açıları ile yeniden ortaya konmaktadır.

Meselenin bir de toplumsal yanı var. Boşanma nedenleri arasında ilk sıradaki sebeplerden biride işsizlik. Çalışmanın getirdiği maddi ve manevi avantajlardan, işsizlik sonucu mahrum kalan birey topluma ailesine kendisine ve çocuklarına karşı yasadığı sorunlarla birlikte, umutsuzluk, depresyon,  özgüven eksikliği ve hayal kırıklığı yaşamaktadır. Tüm bu travmaların sonucunda ise aile düzeni bozulup maalesef boşanmayla sonuçlanabilmektedir. Suça zemin oluşturan işsizlik toplumsal düzeni de bozmaktadır. Ayrıca Ülkemizde işsizlik, kamyon arkası ve duvar yazıları ile eksantrik uygulama ve adetlerden biri yani kült haline gelmiştir.

Bir de firmaların ve işverenin ortaya koyduğu ön koşullardan birisi olan yaş kriterine takılan (30, 35, 40 vb.)  ve iş bulamayan kişilerin vahim durumları var. Bu da uzun uzadıya ele alınması gereken ayrı bir sorundur.

Devletlerin vatandaşlarına sağlayacağı istihdam ve işsizliğe çözüm arayışları ile kişilerin kendilerine olan özgüvenleri artar böylece toplumsal düzene katkı sağlanmış olur. Bunun sunucunda da aile birliği korunmuş olup,  boşanmalar ve suçlarda azalma görülür. Aksi halde, ülke ekonomisinde daralma, sınıf farkı ve gelir dağılımında eşitsizlik olur. Kişilerin işsizlik sonucu yaşadıkları ruhsal sorunlar sonrasında da;  cinayet, tecavüz, boşanma ve kamusal düzeni bozan tüm suçlarda artış görülecektir. Ayrıca işsizlik oranlarındaki artış, ülkenin uluslar arası imajını olumsuz etkilemekte olup, ülkeler arası ilişkilerde istikrarsızlık ve itibarsızlık gibi sonuçlar doğurur.

Kısacası işsizlik sadece bireye değil ülke ve topluma da ağır faturalar yüklemektedir. Bu sebeplerden dolayı istihdam için strateji planlarının sadece hazırlanması değil ivedilikle hayata geçirilmesi ve günübirlik politikalardan vazgeçilmesi gerekmektedir.

Yazımı trajikomik bir duvar yazısı ile bitirmek istiyorum: “İşsizsin dediler kız vermediler.”

Sağlıcakla Kalınız…

melek güleç

 benzer haberler

Ergenekon yalanı ile orduyu yıkmak istediler  

Ergenekon yalanı ile orduyu yıkmak istediler

Darbenin bilinmeyen tarafları!…  

Darbenin bilinmeyen tarafları!…

Bu iş buraya kadar!..  

Bu iş buraya kadar!..