png kavlak, tepe, solaksubaşı
ergenler üst reklam

Mahya

08 Tem 2014 Sal 18:52
Bu haber 4.507 kez okundu
ArtıYazı BüyüklüğüEksi
Davetiye-Dunyasi-Reklam-Popup_4342-1

Mahya ramazan aylarında çift minareli camilerin minareleri arasına asılan ışıklı yazılardır. Kelime anlamı olarak Arapça’da “hayat” aynı zamanda da “aylık” demektir. Mahyaların kurulmasındaki temel amaç insanları iyiliğe ve sevaba yönlendirmek, insanlara güzel mesajlar vermekti. Bu yazıları tasarlayıp, minarelere asılmasını sağlayan sanatçılara ise “mahyacı” adı verilir.

Mahyalar ilk dönemlerde halatların üzerine dizilmiş yağ kandilleriyle yapılıyordu. Mahyacı mahya üzerinde göstereceği tasarımı önce kağıda çiziyor, kağıt üzerinde kandillerin yerini belirliyor ve sonrasında da üretime geçiyordu. Eski usul mahyaların üretimi için bütün gün çalışmak gerekiyordu. Her akşam değişik bir mahya ile mahyacılar sanatlarını ortaya koyuyorlardı. Bütün bir ramazan ayı boyunca her akşam yanan mahyalar, rüzgara karşı da dayanıklıydı. Genellikle mahyaların üretiminde zeytinyağı ya da mum kullanılırdı. Ancak bu kandillerin yanma ömrü ortalama 3 saat olduğu için, bütün camilerdeki mahyaları bir gecede görmek oldukça zor oluyordu. Kesin olarak bilinmemekle birlikte mahyacılığın tarihi 16.YY. ikinci yarısına kadar uzanmaktadır.

Ramazan ve bayramlarda her gece değişik tasarımlarda mahya asmak İslam ülkelerinden sadece Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da oldukça yaygındı. Bunun sebebi ise iki minareli camilerin en fazla İstanbul’da olmasıydı. Osmanlı döneminden beri selatin camilerine asılan mahyalarda ramazan ayının ilk onbeş günü hadisler, dualar ve güzel sözler yazılırken, ikinci onbeş günde de birbirinden farklı hareketli tasarımlar yerlerini alırdı. Özellikle hareketli olan mahyaları yapmak çok emek isteyen bir işti ancak halkın, özellikle de çocukların çok ilgisini çekiyordu.  Bu görsel tasarımlı mahyalarda daha çok, “piyade kayığı”, “kule”, “çifte kayık”, “salıncak”, “yandan çarıklı” tasvirleri yer alıyor ve bu tasarımları en çok çocuklar heycanla karışılıyordu. Çünkü mahyacıların o akşam nasış bir mahya kuracağı gün içerisinde gizli tutulurdu. Halk ise gün boyu akşam asılacak mahyalarla ilgili tahminlerde bulunurdu.

Her camiye mahya ışıkları asılmaz. Savaşta kazanılan ganimetlerle yapılan camiilere asılır ve bu camiiler birden fazla minareye sahip olur. Bunun tek istisnası ise Sultanahmet camiidir. Sultan 1.Ahmet bu geleneğe uymayıp Sultanahmet Camii’ni inşa ettirmiş ve bugün mahya ışıklarıyla her ramazan çok güzel bir şekilde karşımıza çıkıyor. Hatta bazı semtlerde yaşayan insanlar mahya ışıklarını görmek için taleplerde bulunmayabaşlamışlar. Bu nedenle bazı camiilerde değişiklikler yapılmış. Bunlardan biri Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Camii’dir. Mihrimah camii, bir minareye sahipken, halk ‘’burada da mahyaisteriz’’ demiş. Böylece ikinci bir minare daha yaptırılmış ve halk mahya ışıkları orada izleme imkanına kavuşmuş. Aynı zamanda Eyüp Sultan Camii’ninde minareleri birer şerefe yükseltilerek halkın daha uzaklardan mahyaları görmeleri sağlanmıştır.

Mahyanın elektrikle yapılması cumhuriyet döneminden sonra başladı. Bundan sonrada kandillerle yapılan mahyacılık bitmiştir.

Ramazan ayının ilk 15 gününde asılan yazılı mahyalarda ilk zamanlarda “Ya Gâni, Ya Mabut, Ya Kâfî”, “Ya Şehr-i Ramazan”, “Ya Kerim”, “Allah”, “Bismillah”, “Elhamdülillah” “Merhaba”, “Merhaba Ya Şehr-i Ramazan”, “Gufran Ayı”, ”Safa geldin”,” Elveda” gibi yazılar yazılırdı. Yeni harfle kurulan mahyalar arasında ise “İsraftan kaçın, Tayyare cemiyetine yardım. Yetimleri unutma, İsraftan kaç, Yerli malı al, (para biriktir), Himaye-i Etfale yardım. İçki aile düşmanıdır,Kumar insanı mahveder” gibi sözler yeralmaktaymış. Cumhuriyet döneminde bu sözlerinyazılmasının nedeni ise insanları milli birlik ve beraberliğe teşvik etmek, yardımlaşmayı ve kötü huylardan vazgeçilmesini telkin etmek amaçlanmış. Cumhuriyetle birlikte, Atatürk, Yaşasın Cumhuriyet yazan mahyalar kurulur olmuş ve bu sanat günümüze dek bu şekli ile ulaşmış.

Kaynak: http://www.ledmahya.com/mahya-tarihcesi-2/

kadriye

kültür siteye

Benzer Haberler

Orhan Veli Kanık, İstanbul’da deniz kıyısındaki bir mekânda, her zamanki gibi parasız bir...

Yorum 
0
Sürgün köpekleri ve vay hayvan vay!…

Bu Bir Sadece Hayvan Sever Cemal Kırgız Yazısıdır. Sürgün köpekleri ve vay hayvan vay!…...

Yorum 
0

Henüz ölmemiştim. Sadece ruhum sürgündeydi. Bedenimi, aklımı, beni ben yapan tüm değerlerimi...

Yorum 
0

Yorumlar

İsim: E-posta: Web:Yorumunuz:
CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi
*

gemlik-belediyesi-refik-yilmaz-site bütünler siteye

Şükrü Kaplan, Gemlik Emniyet...

Gemlik Emniyet Müdürlüğü görevine İnegöl Emniyet müdürü […]

Adliye Mahallesine Belediye ...

Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz, Adliye Mahallesinin […]

Yıldız; Buna Zam Denilemez

Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Ahmet Vakkas […]

Deprem Değil Tedbirsizlik Öl...

Bursa Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği (MAG-DER) ve […]

POPÜLER HABERLER

Küçükkumla’da bıçaklı Cinayet...

Küçükkumla mahallesinde meydana gelen olayda bir kadın […]

Ağırbaş ve Evrensel ailesinin mutlu...

Ağırbaş ailesinden Ahmet Ağırbaş’ın kızkardeşi, Ayfer Ağırbaş’ın...

Serbest bölgede feci kaza 2 ölü, 3 ...

Gemlik Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü önünde Gümrük […]

Balıkpazarında Cinayet

Gemlik’te Balıkpazarında meydana gelen olayda bir kişi […]

Umurbey yolunda can pazarı; 1 ölü, ...

Umurbey Gemlik yolunda, Umurbey’den aşağıya inen 16 […]

Gemlik’te Motosiklet Kazası 2 Yaral...

Gemlik’te akşam saatlerinde meydana gelen kazada, 2 […]