Bu Kategoridesiniz : 01 Ocak 2018 Pazartesi 19:03

Manken ve bayan sanatçılarımıza açık mektup!…

Sevgili Gülben, Deniz, Seray ve Pınar Hanımlar, ayrıca; bilimum diğer bayan sanatçılarımız ve yabancı güzel mankenler…

Milli Piyango İdaresi sayesinde Milyoner olmama ramak, (Ramak: Çin’de 7 milimetreye karşılık gelen bir ölçü birimi!) kalmıştı, inanın.

Sizlerin de bildiği gibi, ( Ayrıca, geçen Hafta Yayımlanan 61 Milyon Lira Bana Çıksa Yazımda da vurguladığım gibi) 8 tam, 15 yarım, 31 adet de çeyrek Milli Piyango Yılbaşı Özel Çekilişi Biletlerim vardı. Bunlardan bir tanesi ile büyük ikramiyeyi kaçırdım. Eğer baştaki 9 (6), üçüncü sıradaki 9, (8), beşinci sıradaki 0 (4) ve son sıradaki 5 (2) olsaydı, şimdi Bora Bora, Kanarya, Havai veya Bahama Adaları’nın resimlerde gördüğüm ince ve beyaz kumları üzerinde sizlerden biriyle birdirbir oynuyor olabilirdik.

Birdirbir bilmiyorsanız tarif edebilirim aslında;

Şimdi sırayla eğiliyorsunuz, böyle eller dizde, popo dışarıda… Sonra arkanıza geçiyorum, gerilip gerilip…

Neyse ya; başka bir şeyi tarif eder gibi oldu. Birdirbiri unutalım isterseniz. Uzun Eşşek oynarız. O da şöyle oynanıyor. Siz öne doğru eğilip, sırayla birbirinizin bacakları arasına kafanızı sokuyorsunuz, ben de arkanıza geçiyorum. Sonra gerilip, gerilip…

Olmadı. Bu da başka bir şeyin tarifine benzedi.

Ne yapalım, çocukken şöyle edepli bir oyun öğretmediler ki bize…

Neyse Saygıdeğer Hanımlar ve Bilimum Güzel Mankenler:

Belki şu an Milli Piyango Milyoneri değilim. Ama cebimde 6 adet AMORTİ ikramiye tutarı olan 75 lira var. (Yazıyla Yetmiş Beş Türk Lirası!)

Şimdi aranızdan bazı kaltaklar çıkıp-ki sanmıyorum, bu para bizim makyaj paramıza, maniküre, pediküre, rujumuza bile yetmez Ayol! Diyebilir. Bakın 75 Lira ile ben Gemlik’te Berber Bülent ağabeye gidip tam 5 kez tıraş olabiliyorum. Hem kolonya, krem ve pudra sürdürüyorum, hem de ense kıllarımı bile aldırabiliyorum. Yani o kadar para tıraşa da yetiyor, makyaja da. .. Jean Louis David veya bilmem ne Güzellik merkezlerine gitmeniz şart değilse bir problem çıkmaz yani.

Sonra size açıkça şunu ifade edebilirim ki, Sevgili Muazzez Ersoy ve Yeşim Salkım’ın da söylediği gibi, “Parayla Saadet Olmaz… Tırınım, tırınım, tırınım!”

Benim çok param yok belki ama 48 yaşında taş gibi olgun bir delikanlıyım evelallah! Taşı sıksam suyunu çıkarırım. Yani su çıkmasa da taş bu konuda bir hayli zorlanır. İnanın buna da!
Pek fazla içki içmem. Hakkımda kasıtlı çıkartılmış dedikodulara lütfen itibar etmeyiniz. Kumarım yok, gece hayatım yok!!!

Şimdi yine aranızdan bazı kaltaklar çıkıp-ki sanmıyorum, böyle renksiz bir adamla biz naaapcaz? Diyebilir…

Bakın, gece illa ki bir yerlere eğlenmeye gitmek zorunda değiliz. Bizim ülkemiz pencereden bakarak eğlenen milyonlar sayesinde ay çekirdek sektörünü uluslar arası bir sektör haline getirdi. Dizi filmleri ihraç etmeye başladık. Benim dizi film alışkanlığım yok ama sizin için bunlara bile katlanabilirim!

Üstelik bizim ülkemiz farklı açılardan bakabildiğimiz takdirde çok eğlencelidir. İnanın bana Gemlik’te öyle.

Zaten önümüzdeki süreç seçimler dönemi… Partileri birlikte dolaşır, siyasetçilerin oy uğruna ne palavralar atıp, nasıl ve ne şekilde birilerinin kuyusunu kazdıklarını görerek, çok eğlenebiliriz. Ben size kazık atanları ve kazık atılanları tanıtır, onların siyasi ve psikolojik profillerini çıkarırım, sizler de onlara “Molped” ile ilgili sorular sorar, aldığınız şaşırtıcı yanıtlar karşısında bayağı eğlenirsiniz.

Ben fiziksel olarak da sizlere çok uygunum. Belki 1 92 boy, 83 kilo ile çok uzun boylu değilim ama birlikteliğimiz sırasında ha bire basketbol oynamayacağız herhalde…

Yani açıklamak ne kadar doğru olur bilmiyorum, ama oynamaktan çok zevk alacağımız oyunlarım var Saygıdeğer Hanımlar ve Bilimum Mankenler! (Üstelik Almanca!)

Şimdi seçmek sırası sizde.

Milli Piyango Milyoneri şişman, yağlı ve zevksiz bir herif mi? Yoksa Milli Piyango Mağduru 75 liralık karizmatik, yakışıklı, derin, idealist bir gazeteci ve yazar olan ben mi?

İkincisini seçerseniz, beni, Gemlik Haber Gazetesi,  Abdullah Yaşar’ın çay ocağı, Gemlik Joker Bar veya Mercan Restorandan da bulabilirsiniz…

Ben yoksam , telefona çıkan herhangi birileri-beylerle sakın görüşmeyin. Onlar, “Hanımefendi , siz bize telefonunuzu bırakın biz gelince Cemal Kırgız Bey’e veririz, o sizi arar” gibi amatör zamparalar için profesyonel yalanlar uydurabilirler….

Telefona ben değil de onlar çıkarsa kapatın. Hatta sert bir şekil de kapatın ki, benden başkasına yâr olmayacağınızı iyice anlasınlar.

Eğer birinci şıkkı, yani Milli Piyango Milyoneri şişman, yağlı ve zevksiz herifi seçerseniz, size diyecek bir şeyim yok. Ama hem o zengine, hem de çevrenizde bulunan diğer gösteriş Budaları, maskeli, yüzeysel, zengin, sanatçı ve erkek manken bozuntusu züppelere var.

Gözünüz arkada kalabilir arkadaşlar!

Günün birinde (2018 yılı içinde ve bu kesin!) Ben de milyoner olacağım! O zaman görüşürüz…

Öptüm, Çüüzzz!!!
BÜYÜK İKRAMİYE ÇIKMAZSA NE YAPMALI?

Sözcü Gazetesi’nde yılların deneyimli yazarı Necati Doğru, “Büyük İkramiye Çıkmazsa Ne Yapmalı?” diye bir yazı kaleme aldı…

Man Adası, Ülker Bayiliği, Ak Parti üst düzey yakınlığı ve milyonerlik konusunda ironi yapmış. Ama benim konum, siyaset değil… Necati Doğru’nun bu yazısındaki giriş bölümü. Buyurun birlikte okuyalım:

“.. Milyon milyon gariban, “Bana Çıkacak, Değişeceğim” diye umudunu umuda düğmeledi ve yılın son bir ayı böyle aktı bitti:

Fillerdeki Kuvvet.

Aslanlardaki cesaret.

Güvercinlerdeki cilveleşme.

Geyiklerdeki Özgürlük.

Boğalardaki Güç.

Timsahlardaki azamet.

Tavşanlardaki doğurganlık.

Kedilerdeki sevilme ihtiyacı.

Köpeklerdeki arkadaşlık…

Doğada ne kadar yaratık, ne adar bötü böcek varsa onların en güçlü yanlarına sahip olabilecek değişimi sağlayabilecekti büyük ikramiye.

Akıl dışı.

Saçma gelebilir.

Doğadaki tüm yaratıkların en güçlü yanları bede olsun diye ‘piyango bileti’ alan her halde hiç yoktur. Bunu biliyorum. Büyük ikramiye çıkarsa, “ Ev alırım… seyahate çıkarım… yoksullara dağıtırım…” diyen aslında aslanlardaki cesareti; fillerdeki kuvveti; timsahlardaki azameti kendinde görmek istiyordur. Ben böyle düşünüyorum. Değişmeyecekse ve aslan cesaretine bürünecek bir özgüvene sahiplenmeyecekse insan “Neden Milli Piyango milyoneri olmak” istesin!

Gözü kör olsun milyonerlik!

Filin gücünü

Timsahın azametini.

Bile satın alır.

Böyle bir saplantı var.

İnsanda egoizmin şahlanışı!

Az insan, çok hayvansever bir gazeteci-yazar olarak, düşündürücü bir yazıydı. Paylaşmak istedim…

 

YARALANIRIM…

Kadınların zehirli bir şal gibi sarındıkları, keder yaralar beni, usulca kapadıkları gözlerinden kirpiklerine sızan hüzünle yaralanırım…

Çocuklar yaralar beni, beklediklerinin artık hiç gelmeyeceğini öğrendiklerinde gözlerine yerleşen bakışlarla yaralanırım.

Gençler yaralar beni, minik bir yıldırım gibi bedenlerine çarpan mermilerle sarsılıp ellerini son kez veda eder gibi havada salladıktan sonra toprağa yıkılan gençlerle yaralanırım ben.

Ve bu yazılarla kanarım.

Sevinçleri bilirim, sevişmeleri bilirim, ağaçları, dantel dantel çiçekleri bilirim, kahkahaları bilirim, kadınların dudaklarından şöyle uçuveren ahlaksız gülümsemeleri bilirim.

Mallerme’den bir dize, Yahya Kemal’den bir beyit, küçük bir şaka ve bir tas kirazla hayatın sevinçle döndüğünü bilirim.

Bilirim elbet, bilirim tabi, sevinci bilirim, ama kederli kadınlarla yaralanırım işte.

Çocuklarla, gençlerle yaralanırım.

Ben yazılarımla kanarım.

Sadre şifa olmaz yazılar, bunu bilmekle yaralanırım.

Ölümün kara bir rüzgâr gibi estiği diyarlarda üşüyerek dolaşan insanlarla yaralanırım.

Korkuyu ağır bir yük gibi taşıyan insanlarla yaralanırım ben.

Kadınların kederi yaralar beni.

Beklediklerinin hiç gelmeyeceğini öğrenen çocukların bakışı yaralar.

Çiçekleri bir daha göremeyecek gençler yaralar.

Ben yazılarımla kanarım.

Sevişirken, kendi terleriyle yaldızlanıp ışıldayan kadınlara sevgiyle dokunmayı bilirim, göz kırpmayı, çapkın kadınlarca ayartılmayı, her kitaptan başka ir hayat emmeyi bilirim.

Bilirim elbet sevinci, neşeyi bilirim, istekle çıldırmayı ve çıldırtmayı bilirim, çimen kokusunu, toprak kokusunu, gazel dinlemeyi bilirim. Ama kadınların kederi yaralar beni.

Çocukların bakışı, gençlerin yıkılışı yaralar beni.

Yasa bürünen kavimler yaralar beni.

Myammar ile Filistin ile Ağıtlarla yaralanırım.

Ayrı düşen aşklarla yaralanırım.

Efendilerin kırbaç gibi şaklayan zulmüyle yaralanan insanlar yaralar beni.

Korkuyla susan insanlar yaralar.

Ben yazılarımla kanarım. Salınarak yürümeyi, ıslık çalmayı, türkü mırıldanmayı, dostlarla içmeyi, işreti ve zinayı, kadınların bacaklarına iştahla bakmayı, deniz kıyısında yürümeyi, el ele tutuşmayı, güzel memelere tapınmayı bilirim.

Bilirim elbet, bilirim tabi, ama kederli kadınlar yaralar beni işte. Beklediklei artık ir daha hiç gelmeyecek olan çocuklar, budanmış dallar gibi yıkılan gençler, sahipsiz ihtiyarlar, korkuyla susan insanlar, yaslara bürünmüş kavimler yaralar beni.

İnsanlarla ve hayvanlarla yaralanırım ben.

Ve ben yazılarımla kanarım…

cemal

 benzer haberler

Doğruluk ve ahlak bağıntısı  

Doğruluk ve ahlak bağıntısı

Gemlik gündemi üzerine laforizmalar!…  

Gemlik gündemi üzerine laforizmalar!…

İşte  İsmet İnönü…   

İşte  İsmet İnönü…