Bu Kategoridesiniz : 18 Haziran 2018 Pazartesi 03:27

Siyasetçinin Ödülü

Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız ve gereklilikleri yeterli anayasal haklara sahip seçmenleriz. Bu ülkenin tapusunda her birimizin payı var. Toplumumuzun çoğu bu gerçeği unutmuş durumda. Devletin sahibinin “siyasetçiler” olduğunu zannediyor. Hâlbuki Türkiye demokrasi ile yönetilen bir ülkedir ve seçimle gelen siyasiler devleti yönetmekle görevlendirilir.

Buraya kadar yazılanları bile ret edecek şekilde politize olmuş insanların olduğunu söylemek fazla olmaz. Konumuz bunlar üzerinden yürümeyecek. Ama aynı şekilde bu reddiyenin savunucusu olacak siyasiler var ki; konumuz buradan yürüyecek.

***Siyasetçi Nedir Veya Siyasetçi Kimdir?***

lk soru bu. Bu soruya akademik cevap aramayacağız. İlk paragrafa dönelim. Siyasetçi, demokrasilerde vatandaşlar tarafından seçilerek göreve getirilmeye aday; politika ürettiğini zanneden, siyaset yaptığına inanan kişi(ler)dir. Elbette yetkin ve usta siyasetçiler vardır ve siyasi parti kadrolarının genele yakını bu kişilerin omuzlarına yüktür. Bu partiler için “lider partisi” demek, doğru olur kanısındayım. Şimdi bu tip partilere örnek verecek değilim çünkü bilinçli okur ve seçmen işaret edilenleri çoktan anladı bile. Siyasetçiden devam etmek istiyorum. Siyasetçinin düştüğü en büyük tuzak güç ve nüfuz. Bu tuzağa öylesine düşüyor ki bazı siyasetçiler “kendilerini her işi yapmaya ehil” görebiliyorlar veya “devleti kendi mülkleri zannetmeye” başlayabiliyorlar. Kendini “vatandaşın üzerinde görme ahlaksızlığına” düşen siyasetçiler var örneğin. Ağzı iyi laf yapan ancak zekâdan eser olmayan lafazan politikacılar halkı sözlerle kandırabiliyor. Siyasi partiler içerisinde “deneyimsiz, bilgisiz, iki lafı bir araya getiremeyen, eğitimsiz, iletişim kuramayan, çok gezen ama iş üretemeyen (bal yapmayan arı) ve tüm bu olumsuz yanlarına rağmen teşkilat içerisinde üst mevkide yer isteyen, yöneticilik isteyen tipler vardır. Bu tipler o denli ileri görüsüz, kendini bilmez, hadsiz ve bencildir ki şunu fark etmekten acizdir: Erişmeyi ve kendini görmeyi arzuladığı mevkide, partisi iş başına gelirse bir görev alma ihtimali doğabilir. Bu durum halkın geleceğini, kaderini ve konforunu tehlikeye atmaktır. Bu tip kifayetsizlerin hırs üzerine kurulu varlıkları toplumun refahı için tehdittir. Maalesef siyasi parti teşkilatları bunlar tarafından kuşatma altındadır. Aristoteles’in dediği gibi kişi “kendini bilmelidir”! Kendini bilmeyeni ülke yönetimine gidecek yola sokmak, dolgu malzemesi olarak kullanmak, yandaşı olarak beslemek; ülkeyi karanlığa götürecek yolun taşlarını döşemek demektir. Siyasetçi, işgal ettiği makamı temsil ettiğinden o makama uygun tavır takınmalı ve icraatlar üretmeye yetkin olmalıdır. İnsanları yönetmek, bir anlık heves ve gel-geç fikirlerle kotarılacak mesele değildir. Bilinçli siyasetçi, artık yetersiz kaldığı noktaya ulaştığında hırsına yenilip, gaflete düşmemelidir. Kendinden yeteneklilerin yükselmesine izin vermeli, kimsenin önünü keserek topluma ve yetkinlere “ihanet etmemelidir”! Yönetim kademelerinde işgal ettiği mevki, kendisi yüzünden atıl ve etkisiz kalacaktır. Bunun başka türlü oluru da yoktur. Siyaset “ülkesini ve insanlarını seven, kendini bilen, dürüst ve yetkin insanlarla” yapılır. Bu tarifin her bir muhatabı, kendini vicdan muhasebesine tutmakla görevlidir.

*** Siyasetçinin Ödülü?***

    Peki, bu halde bunca eleştiri ve üstünkörü tariften sonra asıl soruya gelirsek “siyasetçinin ödülü” nedir? Siyasetçinin kendini tartması gerektiğine de biraz değindik. Lafı uzatmaya, binlerce yıldır üretilen fikirleri yeniden tartışmaya gerek yok. Siyasetçinin ödülü “OY” ‘dur. Başkaca da bir ödülü de olmamalıdır. Siyasetçi, halk tarafından hizmet etmesi için seçilir. Hiçbir siyasetçi icraat yapıyor, hizmet üretiyor diye ulu bir mertebeye konamaz. Demokrasiler krallık değildir. Eğer ürettikleri yeterli görülürse, siyasetçinin bir daha seçilmesi; çalışma hayatına bir zafer daha eklemesidir. Burada seçmen olarak bizlerin en büyük hatası şudur: Siyasetçileri seçeneksiz görüyoruz ve “kimse onun gibi olamaz” yanılgısına düşüyoruz. Demokrasilerin seçenekleri çoktur,  “hizmete talip hizmetçiyi seçmen seçer veya görevden alır”. Seçmenin bu konuda büyük lüksleri vardır. Seçmen olarak bizler siyasetçiye kendimizi bağlamayıp, onu bizim görevlendirdiğimiz bilincine erişirsek; suça bulaşmış siyasetçiye mahkemeler yolu ile hesap sorabileceğimizi fark ederiz. Siyasileri kafamızda konumlandırdığımız o “ulu tepelerden yeryüzüne indirir”, hakkımızı isteriz. İnsanoğlu hür yaratılmıştır, insanları sömürmek için “köleliği” icat etmiştir. Siyasetçiye kendini bağlamak “gönüllü köleliktir”.

murat bayram

 benzer haberler

Sıra İş Bankası’na mı geldi!..  

Sıra İş Bankası’na mı geldi!..

Gerçek ve mantıktan kopmamak lazım  

Gerçek ve mantıktan kopmamak lazım

Daha başımıza neler gelecek. Neler !.  

Daha başımıza neler gelecek. Neler !.