Bu Kategoridesiniz : 08 Mart 2018 Perşembe 13:12

Trajedi Günü

Dünyada neden erkekler günü yok,  çünkü antik yunandan günümüze dek erkek vatandaş olarak görüldü ve hakları vardı. Kadının vatandaşlık statüsünü kazanması, sosyoekonomik, yasal ve siyasi haklarının bir kısmını elde etmesi ise çok daha geç oldu.  Kadın ne zaman ki vatandaşlık statüsü ile birlikte haklarını kazandı bunu kutlamaya değer gördü.  Maalesef bu güne gerek var çünkü bu haklar bize erkeklerle birlikte aynı anda verilmedi. Yani aslında bugün bana göre tam bir trajedi. Bu sebeplerden dolayı da yazımın başlığını Kadınlar Günü yerine “Trajedi Günü” demeyi yeğledim.

8 Mart Kadınlar günü trajedisi sonrasında ise, 1999 yılında nur topu gibi bir günümüz daha oldu, 25 Kasım Kadına Karşı Şiddet ile Uluslar arası Mücadele Günü,  bu günde daha sonraları tıpkı 8 Mart Kadınlar günü gibi, zamanla aktif olarak kutlanmaya başlanacaktır. Bugünler neden var, çünkü ortada büyük bir sorun var, bu sorunlar için çıkartılan kanunların işe yaramadığı ortada. Çünkü en basitinden günümüzde sadece  dekolte giydiği için kadın,  ya yaftalanıyor yada sokak ortasında tekmelenebiliyor, tecavüz, cinayet işkence darp konuları  hepimizin malumu,  bu haberlerin ardı arkası  kesilmiyor,  milletçe kanıksamamak adına ben bari konuya derinlemesine girmeyeyim fakat kadına karşı şiddet cinayet ve tecavüzler her geçen yıl artarak devam ediyor. Cezaların işe yaramadığı ortada.Aynı şeyleri yazmaktan duymaktan görmekten ve birebir şahit olmaktan biz kadınlar çok yorulduk. Kadın başını örtüyor X parti tarafından yaftalanabiliyor, kadın mini etek giyiyor başka bir siyasi görüşe aykırılık teşkil ediyor, kız makyaj yapıyor babası kızabilir, sırf dekolte giydiği için tecavüze layık görülebiliyor. Aslında kadına dayağı işkenceyi tecavüzü hak gören zihniyetin ortaya attığı nedenler kesinlikle geçersizdir çünkü tecavüz edip öldürülen dövülen işkence yapılan çocuklarımız bebeklerimiz minik etek mi  giyiyor yada başörtüsü mü takıyordu? Ortada ciddi bir mantalite sorunu var ve bu sorun kısa vadede çözüleceğe benzemiyor. Kanunların işe yaramadığı ortada.

Türkiye’de ve bazı ülkelerde kadın kötü olunca ayar vermek, denetim altına almak erkeğe mi haktır? Erkeğin mi tekelindedir? Sorulabilecek en doğru soru bu ve  kilit noktası bu bence.

Toplumlar tarih boyunca dişilik ve erilliğe biyolojik temeli olmayan sosyolojik özellikler atfettiler. Antropoloji ve biyoloji insan türünü kadın ve erkek diye iki cinse ayırırken toplum ise bu cinslere anlamlar yükledi. Oryantalist bakış açısı,  kadını namusla, yöneticiliği erkekle özdeşleştiriyor. Aynı toplum bir şeyi iyi yapmayı adam gibi, erkek gibi, insan gibi cümleleri ile, kötü yapmayı ise kadın gibi, kız gibi cümleleri ile özdeşleştirirken, dövmek, sövmek, yağmalamak, kırmak, dökmek, öldürmek kelimelerini erkeklerle bir araya hiçbir zaman getirmemiştir. Kısa ve özetle maya aztek inka ve bazı ana erkil  uygarlıkları saymazsak bir çok toplumda kadın önemsiz ilan edilmiştir.  “Biz sizin iyiliğiniz için” cümlesinin kahramanı erkek ise tıpkı günümüzde olduğu gibi geçmiş çağlarda da ürkütücü, şaşırtıcı ve cüretkar olmuş, yönettiklerini sandıkları krallık ve toplumlarında kadınların ezilmesinden rahatsızlık duymamışlardır.

Toplumlar hiyerarşi üzerine kurulmuştur.  Erkekler,  rahipler ve krallar ayrıcalıklı konumunu sürdürmenin en iyi yolunu sınıflandırma yapmakta bulmuş ve alt gruplar oluşturmuşlardır. Bu alt gruplardaki kurbanların başında daima kadınlar ve siyahiler olmuştur. Alt grup ilan edilen cinsiyet ve ırk tarih boyunca diri diri toprağa gömülme, tecavüz cinayet ve şiddete maruz bırakılmıştır. Bu sınıflandırma ile pasivize edilen kadının antik çağlardan günümüze güncel, toplumsal ve ekonomik yaşamı kısıtlamalarla doludur ve kalıcı çözüm henüz hala daha sağlanamamıştır. Kadına ayar verme disipline etme ve pasivize etme çabaları tarihten günümüze değin devam etmektedir.  Bu denli ambargoya rağmen çalışan, doğuran, kotaran kadın, her alanda başarılı olmuştur. Aynı ambargo erkek dünyasında da olsaydı  bu denli başarı söz konusu olur muydu bilinmez!

Geçen yıl gazetemdeki köşe yazımdan yaptığım çağrı sonuçsuz kaldı, fakat ben aynı çağrıyı yine yeniden yineliyorum. “İlçemiz Gemlik’te 8 Mart 2019 tarihinden itibaren, Belediye veya sivil toplum kuruluşları önderliğinde yılın kadını, yılın annesi gibi seçmelerin olmasını, ilçemiz kadınlarının ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi başarılarının kutlanmasını, bir kadın ve bir annenin taçlandırılmasını canı gönülden diliyor ve arz ediyorum”  Umarım bu dileğim kurumlar, sendikalar, belediyemiz, dernekler, partiler ve kuruluşlar tarafından çağrı hükmünde kabul görür.

Ekonomiye katacağı canlılık ve ilgili sektörlerdeki hareketlilik açısından kutlanmasını desteklediğim 8 Mart  Dünya Kadınlar Günü,  1975 yılından bu yana Türkiye’de kutlanmaktadır. Bende başta ülkem Türkiye, yeni ülkem Danimarka ve Dünyadaki hemcinslerimin gününü kutlarım.

Sağlıcakla Kalınız…

Melek Güleç BARAN/Çalışma Ekonomisti

“Bu köşe yazımı Baran ailesinin kadınlarına ithaf ediyorum”

melek güleç

 benzer haberler

Ergenekon yalanı ile orduyu yıkmak istediler  

Ergenekon yalanı ile orduyu yıkmak istediler

Darbenin bilinmeyen tarafları!…  

Darbenin bilinmeyen tarafları!…

Bu iş buraya kadar!..  

Bu iş buraya kadar!..