Bu Kategoridesiniz : 11 Eylül 2019 Çarşamba 02:20

Ülkenin geleceği kaçıyor!..

KAFAMI son yıllarda çok kurcalayan bir konu bu.

Bu ülkede doğmuş, büyümüş bir insanın

başka bir memlekette hayat kurma,

geleceğini orada görme sebebi ne olabilir?

Yokluk-yoksulluk sebepli göçmenlik olabilir, aşk olabilir,

çok avantajlı bir iş teklifi olabilir,

Türkiye’de çalıştığı sektörde iş bulamayıp gitmek olabilir,

bizde olmayan bir alanda uzmansanız  olabilir,

bu ülkede bir suç işlediyseniz kaçmak için olabilir;

ender de olsa başka bir ülkenin doğasına,

kültürüne, yaşam tarzına vurulmak

yüksek bir bilim adamıysanız imkân yetersizliği ya da

başka ülkenin o konudaki istisnai imkânları olabilir.

Bunlar yıllardır bilinen, görülen sebepler.

Siyaset sebebiyle özgür hissetmemek de 12 Eylül döneminde

ve sonra da gördüğümüz başka bir sebep örneğin.

Ama son yıllarda ortaya çıkan,

belki hepsinden daha vahim başka bir sebep var.

Çevremdeki iyi yetişmiş gençlerin endişelerine,

Amerika’da karşılaştığım başarılı Türklerin görüşüne bakarsak

artık bizim ülkemizde “hak eden insanın hak ettiği yere gelemeyeceği

” korkusu büyümekte!

Alın size yepyeni bir beyin göçü sebebi!

Ki belki ekonomik sıkıntılardan, yaşam standardının düşüklüğünden,

işsizlikten, yani yıllardır gördüğümüz

“gurbet” sebeplerinden en korkuncu da bu!

“Ben şuralarda okudum, şu konuda uzman oldum ama

Türkiye’de benim onda birim kadar kalifiye olmayan,

sadece birinin yakını veya siyasi otoriteyle bağlantılı bir genç

benim pozisyonumu çalacaktır” bu endişeyi özetleyen cümle.

Bu devletin öğretmeninden mühendisine parlak,

yetişmiş insanlara ihtiyacı var.

Oysa o parlak ve yetişmiş insanların, devlet tarafından

tercih edileceklerine hiç inançları yok!

Devlete alımların artık objektif sınavlar değil

(yaşam tarzı, siyasi görüş ve dindarlık

derecesi üzerine soruların yer aldığı)

mülakatlarla yapıldığı bir sisteme dönüşüyoruz.

Bu endişeyi yersiz bulabilir miyiz?

Özel sektöre gelince, devletin-hükümetin artık burada da

daha müdahaleci ve etkin olduğuna, fırsat eşitliğinin

eskisi gibi olamayacağına dair bir korku var.

Özetle iyi eğitim, çalışkanlık, zekâ, iş bilirlik artık

Türkiye’de geçer akçe değil.

Belli çevrelerin yakını ve/veya belli bir görüşten olmak önemli kriter

hatta devletin bazı alanlarında çalışabilmek için

belli dini gruplarla yakınlık şart fikri hâkim.

Bu yepyeni bir endişe, yepyeni bir problemdir.

“Ekonomi durgun”, “Yurtdışında daha iyi para kazanırım”,

“Bizde o sektör daha gelişmedi” gibi beyin göçü sebeplerinin

hepsini kenarda bırakacak kadar da vahimdir.

Yarın dünyanın en büyük ekonomisi, en gelişmiş

bilim-tasarım-inovasyon merkezi bile olsak “

fırsat eşitliği”nin olmadığı kanısı bu memlekette

gelecek kurma ümidini bitirir!

En şahane çocuklarımız birer birer gider, biz de onların

başka ülkelerdeki başarılarını medyadan takip ederiz!

Yakın ve orta vadeli geleceğimiz için en büyük tehlike

doların bilmem kaç lira olması değil, budur.

Özcan-Vural

 benzer haberler

Bu rezalete sessiz kalma…  

Bu rezalete sessiz kalma…

Umursamazsanız batarsınız!..  

Umursamazsanız batarsınız!..

Kitaplar, Yazarlar Ve Fuar  

Kitaplar, Yazarlar Ve Fuar